Kategoriler
  - Yüreğimden Nameler (69)
  - Sizin Şiirleriniz (42)
  - Ünlü Şairlerimiz (65)
  - Halk Ozanları (21)
  - Türkü Hikayeleri (74)
  - Türkü Sözleri (27)
  - Müzik Bilgisi (17)
  - Kıssadan Hisseler (13)
  - Fıkıh Köşesi (14)
  - Köşe Yazıları (20)
  - Edebiyat (21)
  - Güzel Sözler (17)
  - Hikayeler (27)
  - Sanat (17)
  - Tarih (27)
  - Felsefe (50)
  - Sağlık (34)
  - Sözlük (23)
  - Makaleler (7)
  - Video ve Resim (34)
 


En Çok Okunan 10
  -  Akciğerlerin vücuttaki görevleri nedir ? (3576)
  -  Hey On Beşli (3496)
  -  Bedri Rahmi Eyüpoglu (3083)
  -  Acılar Denizi (2905)
  -  Ruh Sağlığı Ne Demektir ? (2593)
  -  Belalım (2464)
  -  Ortaçağ Avrupa Sanatı (2463)
  -  Sen Yoktun (2415)
  -  Sevgi (2349)
  -  Kritizm (1832)
 

En Son Eklenen 10
  -  Kücük Selmanin Prikolojisi. (185)
  -  Istemiyorum. (250)
  -  Sonbahar (250)
  -  Günaydin. (227)
  -  Gülüm... (245)
  -  ALLAHIM (223)
  -  Kara Bulutlar (207)
  -  Istasyon (233)
  -  Neden Hep Sen Varsın (231)
  -  Dertlerin Askiyim (252)
 

Dost Siteler
  -  Günlük Gazeteler
  -  Kim Kimdir
  -  Canlı TV
  -  Osmanlı Tarihi
  -  Tarihte Bugün Olanlar
  -  Kesintisiz Full Dizi izle
 
Anketler
Sitemizi Nasil Buldunuz ?
Google den

Arkadaştan

Banner Link

Tavsiye Öneri

 
 
     
Kelebeğin Hikayesi

 

Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenara oturduğu otlardan birinin dalında , küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi.


Adam , bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez diye düşündü; ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi.


Dakikalar dakikaları kovaladı , saatler geçmeye başladı , ama henüz kelebeğin küçük bedeni o delikten çıkmadı. Sanki , kelebeğin dışarı çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş olabileceğini düşündü.


Sanki kelebek elinden gelen her şeyi yapmış da , artık yapabileceği bir şey kalmamış gibi geldi ona. Bu yüzden , kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi: cebindeki küçük çakıyı çıkarıp kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı.


Böylece , bir-iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük , kanatları buruş buruştu. Adam kelebeği izlemeye devam etti; çünkü kanatlarının her an açılıp genişleyeceğini ve narin bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.


Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek , hayatinin geri kalanını , kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de , asla uçamadı.


Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığı şey , kozanın kisitlayiciliginin ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten dışarı çıkmak için gereken çabanın , Allah’ın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kisitlayiciligindan kurtulduğu anda onun uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol olduğuydu.

Bu gerçeği öğrendiğinde , hayat boyu unutamayacağı bir şey de öğrenmişti: Bazen , hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey , çabalardır. Eğer Allah , hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi , o zaman , bir anlamda sakat kalırdık . Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik o zaman . Ve asla uçamazdık..




Gönderen = HAZAL

Arkadaşima Gönder >>           Sizden önce 181 kişi okudu.  
     



     
Yukarıdaki yazıya cevap yazmak için asagidaki formu kullanin
     


     
Cevap Formu
Adınız :
Email :
Cevabınız :
     


 
 

   

Sitemizde 20 kategoride 619 yazı 116590 defa okunmuştur.  

Copyright © 2008 Acılardeniz şiir sitesi                                                                                                                                               Tasarım: Ali Kılınç