Kategoriler
  - Yüreğimden Nameler (69)
  - Sizin Şiirleriniz (42)
  - Ünlü Şairlerimiz (65)
  - Halk Ozanları (21)
  - Türkü Hikayeleri (74)
  - Türkü Sözleri (27)
  - Müzik Bilgisi (17)
  - Kıssadan Hisseler (13)
  - Fıkıh Köşesi (14)
  - Köşe Yazıları (20)
  - Edebiyat (21)
  - Güzel Sözler (17)
  - Hikayeler (27)
  - Sanat (17)
  - Tarih (27)
  - Felsefe (50)
  - Sağlık (34)
  - Sözlük (23)
  - Makaleler (7)
  - Video ve Resim (34)
 


En Çok Okunan 10
  -  Akciğerlerin vücuttaki görevleri nedir ? (3576)
  -  Hey On Beşli (3496)
  -  Bedri Rahmi Eyüpoglu (3083)
  -  Acılar Denizi (2905)
  -  Ruh Sağlığı Ne Demektir ? (2593)
  -  Belalım (2464)
  -  Ortaçağ Avrupa Sanatı (2463)
  -  Sen Yoktun (2415)
  -  Sevgi (2349)
  -  Kritizm (1832)
 

En Son Eklenen 10
  -  Kücük Selmanin Prikolojisi. (185)
  -  Istemiyorum. (250)
  -  Sonbahar (250)
  -  Günaydin. (227)
  -  Gülüm... (245)
  -  ALLAHIM (223)
  -  Kara Bulutlar (207)
  -  Istasyon (233)
  -  Neden Hep Sen Varsın (231)
  -  Dertlerin Askiyim (252)
 

Dost Siteler
  -  Günlük Gazeteler
  -  Kim Kimdir
  -  Canlı TV
  -  Osmanlı Tarihi
  -  Tarihte Bugün Olanlar
  -  Kesintisiz Full Dizi izle
 
Anketler
Sitemizi Nasil Buldunuz ?
Google den

Arkadaştan

Banner Link

Tavsiye Öneri

 
 
     
Salah Birsel

 

1919 yılında Bandırma’da doğdu. Orta öğrenimini İzmir Erkek Lisesi’nde, yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde tamamladı. Salâh Birsel’in 1947 yılında çıkan ilk kitabı olan Dünya İşleri, Orhan Veli ve arkadaşlarının Garip yıllarındaki deneylerine uzak kalmayan bir şairden haber verir. Şairanelikten kaçınma özelliği, ince yergi eğilimleri ve yalın söylenmiş dizelerle yansıtma çabasından gelen bir sadeliktir bu.

Özellikle Hacivat’ın Karısı'nda sözcüklerle şaka eder gibi rahatlayınca, yergiciliği de iyice ortaya çıkar. Öfkesini dişlerinin arasına sıkıştırarak bakarken vuracağı yeri arıyor gibidir. Geçmişle hesaplaşırken de tavrını bırakmaz. Kendine özgüyü kişileştirme amacına çok bağlı olduğu için, yaman bir simgeci olarak tanınmış ve aynı zamanda sözcük üreticisi olmuştur.

Toplum işlerini geçmiş dönemlerin kişi ve kavramlarını kullanarak çağrışım yoluyla vermeye çalışırken duyarlılığını gizleyemediği de olur.Haydar Haydar'da topladığı şiirlerde de görebiliriz bunu. Özellikle Yunus Emre, Ölüyoruz Siz Güzelleşin, Kumrular Gibi Paralar'da, nükteden çok çelişkileri aramış, bu durum, bir yanında birikmiş olan hüzünlerin, acıların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Salâh Birsel’in şiirimize, yeni bir estetik kazandırma uğraşında gösterdiği çabaların değerinin yanı sıra, kendine özgü mizah öğeleriyle yarattığı şiirin yeri ve önemi de yadsınamaz. 1999 yılında öldü.

 

ESERLERİ
Şiir:
Dünya İşleri (1941), Hacivatın Karısı (1955), Ases (1960), Kikirikhane (1961), Haydar Haydar (1962), Köçekçeler (1980), Bütün Şiirleri (1986)

Roman:
Dört Köşeli Üçgen (1961)

İnceleme / Araştırma:
Şiirin İlkeleri (1952), Rüştü Onur (1956), Sen Beni Sev (1957), Fransız Resminde İzlenimcilik (1967), Goethe (1972), Seyirci Sahneye Çıkıyor (1989)

Deneme:

Kendimle Konuşmalar (1972), Seyirci Sahneye Çıkıyor (1975), Kurutulmuş Felsefe Bahçesi (1979), Paf ve Puf (1981), Halley Kimi Kurtarır (1981), Amerikalı Tolstoy (1982), Bir Zavallı Sarı At (1985), Yapıştırma Bıyık (1985), Şişedeki Zenci (1986), Asansör (1987), Kediler (1988), Hafiyeler Önde Gider (1991), Nezleli Karga (1991), Yalnızlığın Fırınlanmış Kokusu (1992), Tarih / Salâh Bey Tarihi: Kahveler Kitabı (1976), Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu (1976), Boğaziçi Şıngır Mıngır (1980), Sergüzeşt-i Nono Bey (1982), İstanbul - Paris (1983), Günlük (1955), Kuşlar Örtünmek (1976), Hacivat Günlüğü (1982), Yaşlılık Günlüğü (1986), Aynalar Günlüğü (1988), Bay Sessizlik (1990), Gece Yarısı Mektupları (1991)

Birsel'in J. Janet (Hizmetçiler), M. Jacob (Genç Bir Şaire Öğütler), M. Duras (Bütün Gün Ağaçlarda) gibi bir çok yazardan yaptığı çevirileri de bulunmaktadır.

 


 

Güzin'in Gençlik Yılları



ben güzin'i düşünürken
Güzin'in de düşündükleri vardı
ince inceydi parmakları
minnacık bir yüzü vardı

güzin'in aklında
atlar arabalar
daha başka erkekler
başka hayatlar vardı

güzin'in kedileri vardı
benim gibi okşanmak isteyen
ama sevdanın adı geçsin
güzin kaşlarını çatardı

güzin masalların da Güzin'i
şehzadeler Güzin'in de şehzadeleri
bir büyük defter tutar
güzin'in hayalleri

ben odada otururken
güzin'in de oturduğu odalar vardı
kendisine ait bir yatağı
kendi uykuları vardı


Hacivat İle Kamer Hanım



Gecenin ortasında KAMER HANIM
Uykulardan uyku beğeniyor
Dönmüş arkasını bütün düşüncelere
Yatıyor

Hacıvat ise bir minderceğizde
Yastıklar yastıklarla boğuşuyor
Yeşari Zade'nin şarkısındaki gibi
Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır diyor

Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır diyor
Hacıvat ateşler içinde
Ama pielerine karşı memleketin
KAMER HANIM horluyor

Içi Kapali Balo

 

Bir ileri üç geri

Üç geri bir ileri

Otursan da kalksan da

Aklinda bunu tutacaksin

 

Yaşam bazlama suratlidir

Düşünce degiştirir bikmadan

Siki durmazsan bastigina yapişmazsan

Seni olmayacak işlerde çürütür

 

Niye kizdinsa dün

Bugün de ona kizacaksin

Sallak sullak giyinecek

Sallak sullak hoplayacaksin

 

Bir ileri üç geri

Üç geri bir ileri

Degişenlere degil

Degişmeyenlere koşacaksin

 

 

Bir ileri üç geri

Üç geri bir ileri

Otursan da kalksan da

Aklinda bunu tutacaksin

 

Yaşam bazlama suratlidir

Düşünce degiştirir bikmadan

Siki durmazsan bastigina yapişmazsan

Seni olmayacak işlerde çürütür

 

Niye kizdinsa dün

Bugün de ona kizacaksin

Sallak sullak giyinecek

Sallak sullak hoplayacaksin

 

Bir ileri üç geri

Üç geri bir ileri

Degişenlere degil

Degişmeyenlere koşacaksin

 

İstiklâl Caddesi


Kamer Hanım



Gün gelecek KAMER HANIM
Gençliğini düşünecek
Hafifçe daralacak kalbi
Mutfağa doğru gidecek

Yumurtayı çarparken kasede
Durup saçlarını çözecek
Şurup kanayacak bir kenarda
Hatıralar üşüşecek

Ve yayıldıkça mutfağa pasta kokusu
O da endamını gerecek
Bir tabak alacak raftan
Hacıvat beni sevmişti sahi diyecek

Gün gelecek KAMER HANIM
Boyuna pasta pişirecek

Kamer Hanımın Bir Üzüntüsü



Ola ki bir gün size
KAMER HANIM derki ihtiyarladım ben
Çocuklarım oldu
Bir başka erkekten

Kaynar aynı gün patates
Mutfaktaki tencerede fıkır fıkır
Yumurcaklar basar yaygarayı
İç odadan

O gün üzmeyin KAMER HANIM'ı siz
Yok canım daha neler deyin
İnanmazsa bakarsa yüzünüze
Hacıvat da ihtiyarlamıştır ya diye ekleyin

Piyanolu Ases



Ben piyano çalıyorum sen orada kaç yıl
Saçlarını at seni sevmeyi değiştiriyor çünkü
Ellerini at, gözlerini at, dudaklarını at, yoksa
Ben seni öpüyorum senin dudaklarınla her gün

Senin gökyüzün benim gökyüzümden piyanolu
Kirpiklerini at gözlerini öpüyorum çünkü
Kaşlarını at, ağzını at, kulaklarını at
Ben seni okşuyorum senin esmerliğinle yoksa

Ben senin dişlerinle gülüyorum daha ne
Senin yıldızların her gece Beethoven'li
Piyanoyu al seni düşünmeyi tutuyor çünkü
Ben seni sevdalıyorum sen orada kaç yıl

Sevdim Seni Ey İnsan

Ben ölmem
İşimi bilirim ben
Ecel zangoçlarını bile
Bir çırpıda atlatırım

Sıfır denize yuvarlasanız
Lime lime doğrasanız kafamı
Bu odalardan bu kitaplardan
Ayrılamam ayrılamam

Dört elle yapışırım sokaklara
Mavilere beyazlara abanırım
Güzellikler beni yormaz
İnan olsun yaşlanmam

Hiçbir şeyden ürkmem
Kim ne derse desin
Ey insan seni sevdim
Ben ölmem ben ölmem

Şiirler Şiiri

Yazdığım şiirler içinde benim
Bir tanesi öyle içten öyle güzel
Jale mutlak siz de beğenirsiniz
Bir yeri var hele bütün yazılanlara bedel

Sizsiniz Jale o satırlarda adı geçen
Beyhan sizsiniz, Güzin siz
Siz eskiden benim şiirlerime
Hep birden girerdiniz

Siz ki keskin kokuydunuz dünyadan
Yeşildiniz, parlaktınız, tizdiniz
Siz aşkın kuvvetiydiniz
On sekizinde ve baharda

Yaşama Sevinci

Herkes sek sek yürür
Ben yalınayak koşarım
Herkes gülerken ağlarsa
Ben ağlarken gülerim

Asık suratlara değil
Anaç kikiriklere bayılırım
İçim ahu gözlüdür
Her şeye aynadan bakarım

Ozanlar çevresine
Devedikeniyle göz kırparsa
Ben temmuz sıcağıyla
Gerdaniye buselikle yaklaşırım

Kapı mandallarını hop hop
Zıplatan da benim
Yedi renk Acem dibasını
Okurlarımın önüne sererim

Yaşamak benim sevincim
Benim kanım sevgilim
Yaşam biçimidir diye
Ölümü de severim

 

 

 


Caddelerden İstiklâl caddesi
Havuzdur da havuzdur
Kadınlar da ördekleri
Dalaşır şıpıdak şıpıdak

İstiklâl Caddesinde dükkanlar
İki yandadır da iki yandadır
Vitrinlernen incik boncuk
Şıkırdaktır da şıkırdaktır

İstiklal Caddesi dediğin
Antep kilimine benzer
Beyazlar yeşiller karalar
Fırıldaktır da fırıldaktır

İstiklal Câddesinde dullar
Cımbızlarıyla dolaşır
Baldırnan eksik eteknen
Fıkırdaktır da fıkırdaktır

Akşamları İstiklâl Caddesinde
Çiçekler kokulanır da kokulanır
Karanfillernen afişler
Kıkırdaktır da kıkırdaktır

Caddelerden İstiklâl Caddesi
Uzundur da uzundur
İstiklâl Caddesinde bekarlar
Dolaşır şıpıdak şıpıdak

 




Gönderen = Hazal Koc

Arkadaşima Gönder >>           Sizden önce 72 kişi okudu.  
     



     
Yukarıdaki yazıya cevap yazmak için asagidaki formu kullanin
     


     
Cevap Formu
Adınız :
Email :
Cevabınız :
     


 
 

   

Sitemizde 20 kategoride 619 yazı 116588 defa okunmuştur.  

Copyright © 2008 Acılardeniz şiir sitesi                                                                                                                                               Tasarım: Ali Kılınç