Salah Birsel

1919 yılında Bandırma’da doğdu. Orta öğrenimini İzmir Erkek Lisesi’nde, yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde tamamladı. Salâh Birsel’in 1947 yılında çıkan ilk kitabı olan Dünya İşleri, Orhan Veli ve arkadaşlarının Garip yıllarındaki deneylerine uzak kalmayan bir şairden haber verir. Şairanelikten kaçınma özelliği, ince yergi eğilimleri ve yalın söylenmiş dizelerle yansıtma çabasından gelen bir sadeliktir bu.
Özellikle Hacivat’ın Karısı'nda sözcüklerle şaka eder gibi rahatlayınca, yergiciliği de iyice ortaya çıkar. Öfkesini dişlerinin arasına sıkıştırarak bakarken vuracağı yeri arıyor gibidir. Geçmişle hesaplaşırken de tavrını bırakmaz. Kendine özgüyü kişileştirme amacına çok bağlı olduğu için, yaman bir simgeci olarak tanınmış ve aynı zamanda sözcük üreticisi olmuştur.
Toplum işlerini geçmiş dönemlerin kişi ve kavramlarını kullanarak çağrışım yoluyla vermeye çalışırken duyarlılığını gizleyemediği de olur.Haydar Haydar'da topladığı şiirlerde de görebiliriz bunu. Özellikle Yunus Emre, Ölüyoruz Siz Güzelleşin, Kumrular Gibi Paralar'da, nükteden çok çelişkileri aramış, bu durum, bir yanında birikmiş olan hüzünlerin, acıların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Salâh Birsel’in şiirimize, yeni bir estetik kazandırma uğraşında gösterdiği çabaların değerinin yanı sıra, kendine özgü mizah öğeleriyle yarattığı şiirin yeri ve önemi de yadsınamaz. 1999 yılında öldü.
ESERLERİ
Şiir:
Dünya İşleri (1941), Hacivatın Karısı (1955), Ases (1960), Kikirikhane (1961), Haydar Haydar (1962), Köçekçeler (1980), Bütün Şiirleri (1986)
Roman:
Dört Köşeli Üçgen (1961)
İnceleme / Araştırma:
Şiirin İlkeleri (1952), Rüştü Onur (1956), Sen Beni Sev (1957), Fransız Resminde İzlenimcilik (1967), Goethe (1972), Seyirci Sahneye Çıkıyor (1989)
Deneme:
Kendimle Konuşmalar (1972), Seyirci Sahneye Çıkıyor (1975), Kurutulmuş Felsefe Bahçesi (1979), Paf ve Puf (1981), Halley Kimi Kurtarır (1981), Amerikalı Tolstoy (1982), Bir Zavallı Sarı At (1985), Yapıştırma Bıyık (1985), Şişedeki Zenci (1986), Asansör (1987), Kediler (1988), Hafiyeler Önde Gider (1991), Nezleli Karga (1991), Yalnızlığın Fırınlanmış Kokusu (1992), Tarih / Salâh Bey Tarihi: Kahveler Kitabı (1976), Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu (1976), Boğaziçi Şıngır Mıngır (1980), Sergüzeşt-i Nono Bey (1982), İstanbul - Paris (1983), Günlük (1955), Kuşlar Örtünmek (1976), Hacivat Günlüğü (1982), Yaşlılık Günlüğü (1986), Aynalar Günlüğü (1988), Bay Sessizlik (1990), Gece Yarısı Mektupları (1991)
Birsel'in J. Janet (Hizmetçiler), M. Jacob (Genç Bir Şaire Öğütler), M. Duras (Bütün Gün Ağaçlarda) gibi bir çok yazardan yaptığı çevirileri de bulunmaktadır.
Güzin'in Gençlik Yılları
ben güzin'i düşünürken
Güzin'in de düşündükleri vardı
ince inceydi parmakları
minnacık bir yüzü vardı
güzin'in aklında
atlar arabalar
daha başka erkekler
başka hayatlar vardı
güzin'in kedileri vardı
benim gibi okşanmak isteyen
ama sevdanın adı geçsin
güzin kaşlarını çatardı
güzin masalların da Güzin'i
şehzadeler Güzin'in de şehzadeleri
bir büyük defter tutar
güzin'in hayalleri
ben odada otururken
güzin'in de oturduğu odalar vardı
kendisine ait bir yatağı
kendi uykuları vardı
Hacivat İle Kamer Hanım
Gecenin ortasında KAMER HANIM
Uykulardan uyku beğeniyor
Dönmüş arkasını bütün düşüncelere
Yatıyor
Hacıvat ise bir minderceğizde
Yastıklar yastıklarla boğuşuyor
Yeşari Zade'nin şarkısındaki gibi
Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır diyor
Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır diyor
Hacıvat ateşler içinde
Ama pielerine karşı memleketin
KAMER HANIM horluyor
Içi Kapali Balo
Bir ileri üç geri
Üç geri bir ileri
Otursan da kalksan da
Aklinda bunu tutacaksin
Yaşam bazlama suratlidir
Düşünce degiştirir bikmadan
Siki durmazsan bastigina yapişmazsan
Seni olmayacak işlerde çürütür
Niye kizdinsa dün
Bugün de ona kizacaksin
Sallak sullak giyinecek
Sallak sullak hoplayacaksin
Bir ileri üç geri
Üç geri bir ileri
Degişenlere degil
Degişmeyenlere koşacaksin
Bir ileri üç geri
Üç geri bir ileri
Otursan da kalksan da
Aklinda bunu tutacaksin
Yaşam bazlama suratlidir
Düşünce degiştirir bikmadan
Siki durmazsan bastigina yapişmazsan
Seni olmayacak işlerde çürütür
Niye kizdinsa dün
Bugün de ona kizacaksin
Sallak sullak giyinecek
Sallak sullak hoplayacaksin
Bir ileri üç geri
Üç geri bir ileri
Degişenlere degil
Degişmeyenlere koşacaksin
İstiklâl Caddesi
Kamer Hanım
Gün gelecek KAMER HANIM
Gençliğini düşünecek
Hafifçe daralacak kalbi
Mutfağa doğru gidecek
Yumurtayı çarparken kasede
Durup saçlarını çözecek
Şurup kanayacak bir kenarda
Hatıralar üşüşecek
Ve yayıldıkça mutfağa pasta kokusu
O da endamını gerecek
Bir tabak alacak raftan
Hacıvat beni sevmişti sahi diyecek
Gün gelecek KAMER HANIM
Boyuna pasta pişirecek
Kamer Hanımın Bir Üzüntüsü
Ola ki bir gün size
KAMER HANIM derki ihtiyarladım ben
Çocuklarım oldu
Bir başka erkekten
Kaynar aynı gün patates
Mutfaktaki tencerede fıkır fıkır
Yumurcaklar basar yaygarayı
İç odadan
O gün üzmeyin KAMER HANIM'ı siz
Yok canım daha neler deyin
İnanmazsa bakarsa yüzünüze
Hacıvat da ihtiyarlamıştır ya diye ekleyin
Piyanolu Ases
Ben piyano çalıyorum sen orada kaç yıl
Saçlarını at seni sevmeyi değiştiriyor çünkü
Ellerini at, gözlerini at, dudaklarını at, yoksa
Ben seni öpüyorum senin dudaklarınla her gün
Senin gökyüzün benim gökyüzümden piyanolu
Kirpiklerini at gözlerini öpüyorum çünkü
Kaşlarını at, ağzını at, kulaklarını at
Ben seni okşuyorum senin esmerliğinle yoksa
Ben senin dişlerinle gülüyorum daha ne
Senin yıldızların her gece Beethoven'li
Piyanoyu al seni düşünmeyi tutuyor çünkü
Ben seni sevdalıyorum sen orada kaç yıl
Sevdim Seni Ey İnsan
Ben ölmem
İşimi bilirim ben
Ecel zangoçlarını bile
Bir çırpıda atlatırım
Sıfır denize yuvarlasanız
Lime lime doğrasanız kafamı
Bu odalardan bu kitaplardan
Ayrılamam ayrılamam
Dört elle yapışırım sokaklara
Mavilere beyazlara abanırım
Güzellikler beni yormaz
İnan olsun yaşlanmam
Hiçbir şeyden ürkmem
Kim ne derse desin
Ey insan seni sevdim
Ben ölmem ben ölmem
Şiirler Şiiri
Yazdığım şiirler içinde benim
Bir tanesi öyle içten öyle güzel
Jale mutlak siz de beğenirsiniz
Bir yeri var hele bütün yazılanlara bedel
Sizsiniz Jale o satırlarda adı geçen
Beyhan sizsiniz, Güzin siz
Siz eskiden benim şiirlerime
Hep birden girerdiniz
Siz ki keskin kokuydunuz dünyadan
Yeşildiniz, parlaktınız, tizdiniz
Siz aşkın kuvvetiydiniz
On sekizinde ve baharda
Yaşama Sevinci
Herkes sek sek yürür
Ben yalınayak koşarım
Herkes gülerken ağlarsa
Ben ağlarken gülerim
Asık suratlara değil
Anaç kikiriklere bayılırım
İçim ahu gözlüdür
Her şeye aynadan bakarım
Ozanlar çevresine
Devedikeniyle göz kırparsa
Ben temmuz sıcağıyla
Gerdaniye buselikle yaklaşırım
Kapı mandallarını hop hop
Zıplatan da benim
Yedi renk Acem dibasını
Okurlarımın önüne sererim
Yaşamak benim sevincim
Benim kanım sevgilim
Yaşam biçimidir diye
Ölümü de severim
Caddelerden İstiklâl caddesi
Havuzdur da havuzdur
Kadınlar da ördekleri
Dalaşır şıpıdak şıpıdak
İstiklâl Caddesinde dükkanlar
İki yandadır da iki yandadır
Vitrinlernen incik boncuk
Şıkırdaktır da şıkırdaktır
İstiklal Caddesi dediğin
Antep kilimine benzer
Beyazlar yeşiller karalar
Fırıldaktır da fırıldaktır
İstiklal Câddesinde dullar
Cımbızlarıyla dolaşır
Baldırnan eksik eteknen
Fıkırdaktır da fıkırdaktır
Akşamları İstiklâl Caddesinde
Çiçekler kokulanır da kokulanır
Karanfillernen afişler
Kıkırdaktır da kıkırdaktır
Caddelerden İstiklâl Caddesi
Uzundur da uzundur
İstiklâl Caddesinde bekarlar
Dolaşır şıpıdak şıpıdak
Gönderen =
Hazal Koc
|