Kategoriler
  - Yüreğimden Nameler (69)
  - Sizin Şiirleriniz (42)
  - Ünlü Şairlerimiz (65)
  - Halk Ozanları (21)
  - Türkü Hikayeleri (74)
  - Türkü Sözleri (27)
  - Müzik Bilgisi (17)
  - Kıssadan Hisseler (13)
  - Fıkıh Köşesi (14)
  - Köşe Yazıları (20)
  - Edebiyat (21)
  - Güzel Sözler (17)
  - Hikayeler (27)
  - Sanat (17)
  - Tarih (27)
  - Felsefe (50)
  - Sağlık (34)
  - Sözlük (23)
  - Makaleler (7)
  - Video ve Resim (34)
 


En Çok Okunan 10
  -  Akciğerlerin vücuttaki görevleri nedir ? (3570)
  -  Hey On Beşli (3492)
  -  Bedri Rahmi Eyüpoglu (3078)
  -  Acılar Denizi (2901)
  -  Ruh Sağlığı Ne Demektir ? (2584)
  -  Belalım (2461)
  -  Ortaçağ Avrupa Sanatı (2457)
  -  Sen Yoktun (2412)
  -  Sevgi (2344)
  -  Kritizm (1826)
 

En Son Eklenen 10
  -  Kücük Selmanin Prikolojisi. (183)
  -  Istemiyorum. (249)
  -  Sonbahar (249)
  -  Günaydin. (227)
  -  Gülüm... (245)
  -  ALLAHIM (223)
  -  Kara Bulutlar (206)
  -  Istasyon (231)
  -  Neden Hep Sen Varsın (228)
  -  Dertlerin Askiyim (248)
 

Dost Siteler
  -  Günlük Gazeteler
  -  Kim Kimdir
  -  Canlı TV
  -  Osmanlı Tarihi
  -  Tarihte Bugün Olanlar
  -  Kesintisiz Full Dizi izle
 
Anketler
Sitemizi Nasil Buldunuz ?
Google den

Arkadaştan

Banner Link

Tavsiye Öneri

 
 
     
Vahap Akbaş

 

1954 Batman doğumlu. Batman Lisesi ve İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu. Öğretmen ve yöneticilik yaptı. Halen Çorlu'da öğretmenlik görevini sürdürmektedir. Şiir ve yazıları çeşitli gazete ve dergilerde yayımlandı. Bir süre Yeni Devir gazetesinde kültür-sanat sayfasını yönetti. Şiir ve roman dallarında çeşitli ödüller aldı.

 

Efgân, Gül Kıyamı, Kuş Olsun Yüreğim, Dünyayı Kaplayan Ağaç, Mavi Sesli Şiirler, Hüzün Coğrafyası, Bir Şehre Vardım, şairin yayınlanmış şiir kitaplarıdır.

 

Dağı Özleyen Adamın Şiiri  

    

açmışım gözlerimi dağ / yürümüşüm dağ

sakın sorma bana neden sevdiğimi

gökte oynaşan yıldızları ve her biçimini ayın

pelit ağacını yağmuru karı

gök gürültüsünü ve kuzu melemelerini

ve fırtınayı bile

yalnızlığı ve korkuyu bile

neden sevdiğimi sorma anla

açmışım gözlerimi dağ / yürümüşüm dağ

 

annem dağ gibi bir köylü kadını

sessiz mahzun ama başı dik kararlı

yüreğinde kırların bütün çiçekleri

ve bütün kuşları gökyüzünün

bir yanı çalı çırpı bir yanı süt bakracı

başında ak tülbendi ve dağların dumanı

ardında bir ben bir kardeşim kuzu

ve çocuk kalbimde

yüzünden derlediğim deste deste gülüş

annem dağ gibi bir köylü kadını

 

babam geride kalmış çok az güllerden

fakir ve o kadar âşık

fakir ve o kadar mağrur ve o kadar mümin

babam da bir dağ / başı yüksek

başı karlı dumanlı tipili boranlı

sallar geçirmiş deli sulardan

büyük yangınlar söndürmüş

eşkıya atlatmış

hayatın deli akışında yaralar almış

umur görmüş ağlamış bozgun görmüş ağlamış

allah demiş ağlamış

muhammed demiş ağlamış

babam geride kalmış çok az güllerden

 

açmışım gözlerimi dağ / yürümüşüm dağ

keklik ötüşlerinde ve kekik kokularında

yuğmuşum kalbimi aklımı

sahici ceylanlar dahi okşamışım bakışlarımla

onlara eş kızların uykularına mihman olmuşum

sakın sorma bana neden sevdiğimi

kaya diplerindeki yaşlı badem ağaçlarını

ince uzun yoksul keçi yollarını

karanlığı

geceyi çarşaf gibi sallayan kurt ulumalarını

ve dikenleri bile çıyan ve akrepleri bile

korkuyu ve yalnızlığı bile

neden sevdiğimi sorma anla

açmışım gözlerimi dağ / yürümüşüm dağ

 Sen Asıl Suskunluklarımı Dinle


bir ırgat gibi çalıştım çok sesler biriktirdim
dağıttım sonra hepsini bilmiyorum ne kadarı sende

sende olmayan avare sözlerim
hangi şarkıda ağlıyor şimdi bilmiyorum
sen asıl suskunluklarımı dinle
söndürmeye kıyamadığım yangınlar ordadır

depremlerin şiddetini düşürür sözcükler
sözcükler deli suları yatağına çeker
uyutur usulca budur en büyük maharetleri
sen asıl uykudaki ağzımı dinle
gör nasıl açılır sır bahçelerine pencereler

sen asıl suskunluklarımı dinle
ordadır yazılmamış tarihi âşıklığımın
çılgınlıklarımın boy fotoğrafları ordadır
sen asıl suskunluklarımı dinle
ve anla anla ki ne maceralardasın benimle
.

   

Keçi ile Eşek

Bir keçisi varmış fakir adamın,
Bir de eşeği...
Keçi, eşek için demiş ki birgün:
"Döndü köşeyi!
Nasıl bakıyorlar, yediriyorlar..
Neden sevmiyorlar beni bu kadar?"

Kıskançlık bu ya...
Kurnazlık düşünmüş, varmış yanına,
Acımış güya:
"Ey kardeş bilsen ne acırım sana...
Koşarlar seni değirmen taşına,
Hep çevirirsin;
Tutar yük vururlar her gün arkana,
Onu taşırsın..
Hani bir gün bile yok dinlendiğin!
Ben şayet yerinde olsaydım senin,
Geçerken yanından bir gün hendeğin
Saram tutulmuş gibi yuvarlanırdım,
Böylece birkaç gün rahat olurdum!"

İşte böyle demiş keçi eşeğe.
İnanan eşek
Yanından geçerken, düşmüş hendeğe!
Bütün yara bere içinde kalmış
Ne yapmak gerek?
Efendisi hemen baytar getirmiş.
Ötesine bakmış, yok berisine,
Yüzüne gözüne, cılk derisine...
Demiş sonunda:
"Bir keçi ciğeri bulup kaynatın
Suyunu içirin eşekceğize.
Yoksa hiçbir hayrı dokunmaz size,
Tutup ayağından dışarı atın!"

Adamcağız da
İyileşsin diye bir tek eşeği
Gözden çıkarmış ve kesmiş keçiyi
Demek başkasına düzen kuranlar
Kendi kuyularını kazmış olurlar.

En Gizli Yerinde Yüreklerin  

 Parke taşları ve çokça karanlık

Sislerin ardında sesler

Dinle dur görünmeyen sabilerin

çığlıklarını

 

Ah kara kara dağlardan kopup gelen kartal

Kartalların kanattığı gönüller ah

Titrerim üşürüm

Zemheriden örtüsü altında gecenin

 

Zihnimde sorular tümen tümen

Bilinçle ekilse gönülcüklere çekirdek

Aşk gezinse bahçemizde

 

Parke taşları ve çok karanlık

Ya da dekoru içimizin

Uzatsak dokunacak gibi ellerimiz

Saçlarına aydınlığın

Ama içimizde açılan pencerenin

örtük perdeleri

 

Işık köreltti gözleri / gerçek de

Ve ne zaman bilmiyorum / kaç yüzyıl önce

Yitirdik gerçeği biz

Ah ışık / ah gerçek

Kara kara dağlardan kopup gelen kartal

Sokağımızdan içimizden kapıp

Ötelere götüren som aydınlığı / ah

 

Sorular tümen tümen

Gözleri çiçek açmıyor çocukların

Umut teşrif etmiyor bahçeleri

vesaire

Çıplak ayaklar bir nâra iki yalpa

Bekçi düdükleri ve çokça karanlık

Ya da dekoru içimizin

 

Gör / çimentodan kabuğu içinde

iki büklüm yaşamak

Onun için uykuya yattı sevdamız

Upuzun bir uykuya

O çalak zamanlar / rahvan zamanlar

Sırı dökülmüş aynalarda kaldı

Ola ki bir gün yıldızı bol göklere

Alınan verilen soluklara karışır

Gerçek olur ışık olur

üstümüze düşer

 

Hep sorular

Masal bahçelerinden ışık gülleri

devşirmez olduk

 

Felaketimizi aydınlatma pahasına

bırak doğsun gün

Ve korkma kıyametten

İçimizde ırmak hep geriye akmıyor mu

Zaten hep kopmuyor mu kıyamet

Bırak gölgeler ardına takılmayı

En gizli yerinde yüreklerin

Mutlaka / mutlaka kalmıştır

Eski ve ulu sevdamızdan bir şey

 

Aşk uyanır uykusundan

Çoğalır kalkar kıyama

Yeri ve göğü dellendirerek

 

Tek bilinçle ekilsin gönülcüklere

çekirdek

 

Kekeme Şiir  

Bir faciayı yaşıyorsa gözlerim

Gözlerimin güzele hasretliğindendir

 

Pörsüyen çiçekler içindir ağladığım

-Yahut devrilen fidanlar için-

Susan kuşlar vurulan ceylanlar

Ve çok / çok ucuza giden zamanlar içindir

Ağladım

 

Yitik ezgiler içindir ağladığım

Kırılmış sazlar için

Fukara mısralar

Ve daha neler ve daha neler içindir

Ağladığım

 

Böyle ağlamaklı ve kekemeyse şiirim

Gönlüm söylenmezi duyduğundandır

 

Kişne Bre Şahbaz Şiirim  

Üç şey var kanatır hülyamı

Biri yâr biri dağ biri at

 Yâr içimdeki yardan uçtu

Yitik / dedik: üstüne bir çizik at

 

Bıçak yarasından derin oysa

O çizik orda kanar gün yirmi dört saat

 Kanar / kanı fikrime dolar

Geçsem geçemem altı kor üstü sırat

 

Şehirlerden uzağa uzağa hicreti dağın

Uzak düştükçe büyür kendinden hasreti dağın

 Ya şimdi kime yücelsin bu yürek oy

Şu kör sokaklarda mı kursun otağın

 

Uçmayı umar dumanlı türküler kanadında hülyam

Kalkamaz vurulur kalabalığında kirli bir sokağın

 Kasem olsun soluk soluğa koşanlar üzerine

Tırnaklarıyla kıvılcım fışkırtanlar üzerine’

 

Ve at / ki kızıydı rüzgârların

Esti gitti esti gitti esti gitti

 Ve at / ki yağızdı kulaydı kırdı doruydu

Dünya saadeti vurulmuştu sırtlarına

 

Ve at / ki Burak’tı Düldül’dü Aşkar’dı

Nakşedilmişti hayr alınlarına

 Vakta ki gitti bütün iyi insanlar

İyi atlar da esti gitti esti gitti

 

Yitik yârimi / terkisinde kır atımın

Kaldırsam dağların dumanına / masalımda

 Rabbim / aparsa beni bir ışık yeleli

Uzansam doruklardan sonsuzluğa / masalımda

 

Bu hal ne haldir yârsız dağsız atsız

Haydi sen kişne / kişne bre şahbaz şiirim .

 




Gönderen = Hazal Koc

Arkadaşima Gönder >>           Sizden önce 100 kişi okudu.  
     



     
Yukarıdaki yazıya cevap yazmak için asagidaki formu kullanin
     


     
Cevap Formu
Adınız :
Email :
Cevabınız :
     


 
 

   

Sitemizde 20 kategoride 619 yazı 116226 defa okunmuştur.  

Copyright © 2008 Acılardeniz şiir sitesi                                                                                                                                               Tasarım: Ali Kılınç