Kategoriler
  - Yüreğimden Nameler (69)
  - Sizin Şiirleriniz (42)
  - Ünlü Şairlerimiz (65)
  - Halk Ozanları (21)
  - Türkü Hikayeleri (74)
  - Türkü Sözleri (27)
  - Müzik Bilgisi (17)
  - Kıssadan Hisseler (13)
  - Fıkıh Köşesi (14)
  - Köşe Yazıları (20)
  - Edebiyat (21)
  - Güzel Sözler (17)
  - Hikayeler (27)
  - Sanat (17)
  - Tarih (27)
  - Felsefe (50)
  - Sağlık (34)
  - Sözlük (23)
  - Makaleler (7)
  - Video ve Resim (34)
 


En Çok Okunan 10
  -  Akciğerlerin vücuttaki görevleri nedir ? (3576)
  -  Hey On Beşli (3496)
  -  Bedri Rahmi Eyüpoglu (3083)
  -  Acılar Denizi (2905)
  -  Ruh Sağlığı Ne Demektir ? (2593)
  -  Belalım (2464)
  -  Ortaçağ Avrupa Sanatı (2463)
  -  Sen Yoktun (2415)
  -  Sevgi (2349)
  -  Kritizm (1832)
 

En Son Eklenen 10
  -  Kücük Selmanin Prikolojisi. (185)
  -  Istemiyorum. (250)
  -  Sonbahar (250)
  -  Günaydin. (227)
  -  Gülüm... (245)
  -  ALLAHIM (223)
  -  Kara Bulutlar (207)
  -  Istasyon (233)
  -  Neden Hep Sen Varsın (231)
  -  Dertlerin Askiyim (252)
 

Dost Siteler
  -  Günlük Gazeteler
  -  Kim Kimdir
  -  Canlı TV
  -  Osmanlı Tarihi
  -  Tarihte Bugün Olanlar
  -  Kesintisiz Full Dizi izle
 
Anketler
Sitemizi Nasil Buldunuz ?
Google den

Arkadaştan

Banner Link

Tavsiye Öneri

 
 
     
Şemsi Yastıman

 

 

Hayatı ve Şiirleri

 

Asıl adı ''Mehmet Galip Şemsettin'' olan Şemsi Yastıman, Şekerci Ahmed Ağa ve Ilhamiye Hatun'un oğlu olarak 10 Temmuz 1923'de Kırşehir'de doğdu. Bir süre Izmir'de bulunan ve burada evlenen Şemsi Yastıman, daha sonra Istanbul'a yerleşti ve san'at hayatını burada sürdürmeye başladı. Kısa sürede şöhreti arttı, gazinolarda çalışmaya başladı.Aşıklık geleneğinin çesitli türlerinde seslendirdiği eserlerle ve bilhassa dönemi içinde unutulmaya yüz tutmuş olan ''destan'' ve ''taşlamaları'' ile sevildi.

Şemsi Yastıman, doğduğu gün ve ay'a tesadüf eden 10 Temmuz 1994 tarihinde Lapseki'de vefat etti.

 


 Memleket Hasreti

 

Ölmez, sağ olursam bu yaz inşallah

Sılayı bir daha görmek istiyom

Çuğun'a varınca ya ağşam, zabah

Topraklara yüzüm sürmek istiyom

 

Kaman'ı, Mucur'u, Çiçekdağı'nı

Kindam, Dinekbağı, hem Özbağ'ını

Köylü, kentli, hastasını, sağını

Görüp bir muhabbet kurmak istiyom.

 

Hacı Bektaş, Ahi Evran Sultanı

Aşık Paşa, Kaya Şeyhi cananı

İmarette neslim Şeyh Süleyman'ı

Aşk ile bağrıma sarmak istiyom.

 

Ahievran, çarşı içi, hökümet

Kümbetaltı, Kayabaşı, İmaret.

Akrabayı, eşi dostu ziyaret

Ugrayıp, hal-hatır sormak istiyom.

 

Ne büyüktür zevki yurdu görmenin

Kaç senenin hasretine ermenin

Dört bir yanda methedilen termenin

Şifalı suyuna girmek istiyom.

 

Halam sağ olsa da, sesim duysaydı

Cebime devramel, iğde koysaydı

(Şunda yi) diyerek alma soysaydı

Cevizi de dişle kırmak istiyom.

 

Bir de gitsem tezem beni görseydi

İçi çokelikli dürüm dürseydi

Hele azıcık da sızgıt verseydi

O an pirzolayı yermek istiyom.

 

Dayım gilden acık köğtür aldırsam

Emmim gilden armıt kak'ı buldursam

Ceblerime şak leblebi doldursam

Töhmeleyip, uşgur kırmak istiyom.

 

Söğürmelik bir et çıksa satırdan

Höşmerim, çullama gitmez hatırdan

Kuşlukleyin hedik gelse tandırdan

Çölmeğin içine girmek istiyom.

 

Bir hağbe kemeyi yüklesem sırta

Çıksam bir alamaç yapacak sırta

Beş gö suvan, üç kaynamış yımırta

Bazlama içine sarmak istiyom.

 

Bunları her daim arzular özüm

Memleket mahsülü vücuda lüzum

Tokaloğlu kaysı, dirani üzüm

Tek, yimeyim, şöyle dermek istiyom.

 

Bir düğün olsa da bir kayın gitsek

Dokuz butlu tavuk lafını etsek

Dam pilavu, gelse yisek tüketsek

Davullu zurnalı dernek istiyom.

 

Harmana denk gelse, düvene binsem

Şöyle dabaz olup, kaşınsa ensem

Acık bağ bellesem, acık dinlensem

Çayıra bir pala sermek istiyom.

 

Bağ bozumu üzüm haftına batsak

Bekmez kazanına hayvalar atsak

Boranıynan damla şiresi datsak

Arı soksa, çamır sürmek istiyom.

 

Üç arkadaş şöyle bir bahça bulsak

Çalpıdan hatlayıp, bir üzüm yolsak

Sağbisi dutsa da, bir rezil olsak

O tatlı günlere ermek istiyom.

 

Seğirdip, dolaşsak hep tarla dapan

Keklik dutmak için kursaydık kapan

Daş döğüşü olsa, vızlasa sapan

Kafamı, gözümü yarmak istiyom.

 

Bilmem ki olur mu gine becerim?

Çayırda oynasak zıkka, acerim

Terleyip, karakıp, bir su içerim

Dalağim kabarıp, böğrmek istiyom.

 

Enteremi giysem, sümüğüm aksa

Koluma silerim, yaglığım yoksa

Başangı dır diye mahalle bıksa

Kesekle camları kırmak istiyom.

 

Cesurluğum dutsa, şöyle kasılsam

Yaylıların arkasına asılsam

Kımçiyi yiyince yere yassılsam

Yollarda ağlayıp durmak istiyom.

 

Ceviz kaval etsem, sakam da toksa

Çizgili oynarım, eneğim çoksa

Koluma söylerken bir döğüş çıksa

Sumsuk yimek, hem de cırnak istiyom

 

Tok, çık, opban, mirre bir aşşık atsam

Şakanın dımığna kurşun akıtsam

Üç yüz enek ütüp, cebe bakıtsam

Ne şişiyon la dedirmek istiyom.

 

Görür m-ola bu fakirin gözleri?

Delice Çay'ını, berrak özleri

Kıssıkkaya serinledir bizleri..

Neyleyim denizi, ırmak istiyom.

 

Kim sorarsa yazdın bunlari niye

Gelecek nesile kalsın hediye

Kirşehir'de doğdum, Türkmen'im diye

Her yerde göğsümü germek istiyom.

 

Ey Şemsi Yastıman, ümitli kulsun

Kismet ise gayen yerini bulsun

Hemşeriler buna vasıta olsun

Kirşehir'e selam vermek istiyom.

 

Bir baltaya sap olamadım

 

Allah her kula bir zenahat vermis

Megerki bol nasip kismet yazıla

Kimine hoş geçim ganahat vermiş

Kimine hırs vermiş doymaz az ile

 

Terki diyar ettim 15 yasımda

Dolaştım bir hayli kendi başımda

Her ne is tuttuysam felek karşımda

Naçar kaldım paylaşılmaz göz ile

 

Torpil yoktu kimse yardim etmedi

Küçük memur oldum maaş yetmedi

Ev geçimi hiç de düzgün gitmedi

Ceryan'ı kestiler galdık gaz ile

 

Tuhafiyeciliği seçtim olmadı

Terzi oldum kestim biçtim olmadı

Kumaş mağazası açtım olmadı

Hep malları güve yedi haz ile

 

Marangoz olduk el kaptırdık hızara

Tellal olduk kıtlık geldi pazara

Fırıncı oldum yangın çıktı kazara

Malım mülküm harap oldu köz ile

 

Kasap oldum bereketin adı yok

Kimi et yağsız der kimi budu yok

Aşcı oldum yemeklerin tadı yok

El alemi suya boğdum tuz ile

 

Berber oldum belediye kapattı

Kahvecilik yaptım sermayem battı

Meyhaneci oldum dükkan top attı

İçen kaçtı hepsi başka poz ile

 

Demirci oldum herkes beni haşladı

Gürültüden şikayete başladı

Çöpcü oldum mahalleli taşladı

Süpürürken evler doldu toz ile

 

Şoför oldum arabayı devirdim

Pilot oldum uçakları savurdum

Vatman kaptan oldum dümen çevirdim

Hiç bir gün rotam gitmedi düz ile

 

Müteahhit oldum tez iflas ettim

Avukat oldum hep bos dava güttüm

Gazeteci oldum çok fazla öttüm

Dıhtılar mapusa bir kaç söz ile

 

Doktor oldum tedaviye geldiler

İlaç verdim zehirlenip öldüler

Dişci oldum suçu bende bildiler

Zayıf giren çıktı şişman yüz ile

 

Üfürükçü oldum kendim çıldırdım

Müezzin oldum cemaati yıldırdım

İmam oldum yanlış namaz kıldırdım

Müftü el çektirdi işten vaaz ile

 

Baktım hayırsızım ortada kaldım

Vaz geçtim sanattan başka iş buldum

İnşaata girdim amele oldum

Ta üst kattan yere düştüm hız ile

 

Vel hasılı hiç bir işte gülmedim

Meğer kader böyleymiş bilmedim

Birde hovardalık yapayım dedim

Yedik mali mülkü karı kız ile

 

Şemsi derki münasip bir iş bulamadım

Gidip bir baltaya sap olamadım

Bağlamadan başka saz çalamadım

Akibet nafaka Çıktı saz ile.

 




Gönderen = Hazal Koc

Arkadaşima Gönder >>           Sizden önce 128 kişi okudu.  
     



     
Yukarıdaki yazıya cevap yazmak için asagidaki formu kullanin
     


     
Cevap Formu
Adınız :
Email :
Cevabınız :
     


 
 

   

Sitemizde 20 kategoride 619 yazı 116596 defa okunmuştur.  

Copyright © 2008 Acılardeniz şiir sitesi                                                                                                                                               Tasarım: Ali Kılınç