Kızım Büyüdü
Hayatta aile çok önemlidir. Aile bir ağaçtır.
Fakat meyvesiz ağaç kuru çöl topraklarına benzer. Ben de anne ve babayı ağaç çocukları meyve olarak düşünmüşümdür her zaman.
Eşimle evlendiğimde bir çocuğum olacak mı diye kafamdaki soru işaretlerini gittikçe büyütüyordum. Ve bir kızım olmuştu. Henüz karnımdaydı.
Düşündüğüm minik elleri, minik gözleri ve bana anne diyecek minnacık ağzıydı.
Oysa gençliğini aklıma bile getirmiyordum; çünkü o da diğer arkadaşlarımın genç kızları gibi terbiyeli, nazik ve bana bağlı olacaktı. Buna körü körüne inanmıştım.
Ve sonunda istediklerim oldu kızımın minnacık elleri ayakları bana annem diyen ağzı ve benim sıcacık kokumu koklayan minnacık burnu vardı.
Ve kızım sonunda büyüdü. Derslerini, arkadaşlarını hatta tanıdığı herkesin doğum gününü aklında tutabilen bir kızım vardı. Yalnız bir şeyi hep unutuyordu.
Bana anne demeyi. Ne kadar acı!
Ve kızımın kan kanseri olduğunu öğrendiğim zaman kızım evi temiz bulsun diye camları siliyordum.
Kızımın doktoru bana lösemi olduğunu söyleyince telaştan camdan aşağı düştüm.
Gözlerimi açtığımda hiçbir şey hatırlamıyordum.
Elimi tutan saçları çok az, başında bir şapkası olan kız çocuğu bana anne diyordu.
Çevremdeki yabancı insanlarda bana onun kızım olduğunu söylediler.
İnanmadım bana benzemiyordu. Evimde yaşıyordu.
Yağmurlu havada belki bir gelişme olur diye yürümeye çıktım.
Artık saçları hiç kalmamış o küçük lösemi kızını da yanıma aldım.
Kaybolur falan diye elini tutuyordum. Dalgınlıkla şemsiyemi almayı unutmuştum.
Ama o kız başındaki yeşil şapkayla ıslanmıyordu. Gözünden yaşlar süzülüyordu.
O havada bana masumca şapkasını çıkarıp “Al annecim sen ıslanmayasın ben ıslansam da olur çünkü ıslandığım zaman bunu senin için yaptığımdan hiç üzülmem”. Al annecim al dediği anda onun benim kızım olduğuna körü kürüne inanmıştım.
Boyu benim kadardı sen tak kızım dememe rağmen o minik şapka ikimizi de ıslatmıyordu.
Ama gözlerimiz sel olmustu.
Gönderen =
Nurseda
|