Hicran
Artık annemle ayrılık günü gelmişti. Annem sağlık problemleri yaşadığından dolayı Ankaraya gidecekti. Bugün benim için en kötü gündü
Çünkü babam öldüğünden beri biz annemle arkadaş gibi olmuştuk.
Şimdi ben halamlarda kalacaktım.
Annem beni uyandırmaya gelmişti.Ama ben çoktan uyanmıştım.
Annem bana gideceğimizi söyledi.Birlikte taksiye bindik.Takside hiçbir şey konuşmadık.
Ben normalde böyle anlarda konuşur hiç susmazdım.
Ama annem ağladığı için konuşmamaya çalıştım.İndik taksiden.
Halam bizi kapıda karşıladı.Annem bana hava limanına gideceğini söyledi.
Sonra da bana bir torba verdi ve ekledi:
-Yavrum bu torbanın içinde taşlar var.Her gün bu torbanın içindeki taşlardan bir tane alıp renkli kutuna at.Bu taşarlın bittiği gün ben burada olacağım.
Annemin dediğini yaptım.Her sabah uyandığımda bir tane taş alıp renkli kutuma attım.
Yine bir sabah kalktığımda her gün olduğu gibi renkli kutuma bir
taş atmak için masaya doğru yürüdüm.
Torbanın içine elimi attım.O da ne?Bir taş kalmış.Renkli kutuma o taşı da atınca torba boşaldı.Demek ki
bugün annem geliyordu.Peki evin içindeki bu baysallık neydi?
Annem bana yalan söylemişti.Ağladım.Akşama kadar odadan çıkmadan ağladım.
Güneş batmak üzereyken aşağıdan bir ses geliyordu.Aşağı indim.
Kapının önünde siyah parlak bir araba durdu.İçinden çıkan bayan oydu.
Annem.Hemen koşup anneme sarıldım.Sabah olduğu gibi yine ağlıyordum.
Ama bu gözyaşları sevinç gözyaşıydı.
Kısık sesli ezginin eşliğinde kırmızı ayakkabılarım uyum içinde çalışıyor.
Adeta dans ediyordu.
Yere dökülen gözyaşlarıyla karışık o taşlar hicranın bittiğini gösteriyordu.
Gönderen =
Nurseda
|