|
| Anketler |
Sitemizi Nasil Buldunuz ?
|
| |
| |
|
| |
|
|
Sözlük Z
Z
Zağ: Karga.
Zahit: Süs ve makamlarından feragat eden kimse. Sofi.
Zahm: Yara.
Zahman: Vatan, ülke, bir kimsenin doğup büyüdüğü yer.
Zail: Sona eren, devamlı olmayan, geçen.
Zalım: Zalim.
Zar çekmek-zarı çekmek: Acı çekmek: ağlamak, inlemek.
Zar etmek: Ağlamak.
Zar: Ağlama, inleme.
Zara-çalmak: Ağlatmak, inletmek.
Zara-salmak: Ağlatmak, inletmek.
Zarılanmak: Acı çekerek ağlamak, inlemek.
Zarıncı: Yatalak hasta.
Zeher: Zehir.
Zehrimar: Yılan zehiri.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük Y
Y
Yad ölke: Yabancı ülke, yabancı diyar.
Yadet: Hatırla.
Yad-yad: Yabancı.
Yağı: Düşman, hasım.
Yağlık: Büyük mendil, çevre.
Yahşı: İyi güzel, çok güzel.
Yakaram: Yakarım, yandırırım.
Yalçın: Laçin, benekli doğan.
Yaldak: Yalancı, aldatıcı.
Yalguz: Yalnız, tek başına.
Yan vermek: Arka çıkmak, desteklemek.
Yanağın zencirlenmesi: Yanağın kızarması, al al olması.
Yanah: Yanak.
Yanaknan: Yanak ile.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük V
V
Vade gelmek: Ömrün dolması, ömür süresinin dolması.
Va'de gelüben: Günün biter, ömrüm dolarsa.
Vade: Ömür, ömür süresi.
Vaha : Çöllerde çoğu kez yüze çıkan yer altı sularının yarattığı ve önemi suyun niceliğine bağlı olarak değişen tarım veya yerleşme bölgesi.
Vahdet: Yalnızlık, teklik, birlik.
Vahşet: Vahşilik.
Vahtıdır: Zamanıdır.
Vakt: Vakit, zaman.
Vaktında: Vaktinde, zamanında.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük U-Ü
U-Ü
Uca: Yüce, yüksek, yüksek yer.
Ucalanmak: Büyümek, boy atmak.
Ucalık: Yücelik, saygınlık.
Ucalmak: Yükselmek, yücelmek.
Ucasına: Yükseğine, yücesine.
Ucun ucun: Gizli gizli, bir yandan da...
Uçmak: Cennet.
Uğrun: Gizli.
Ukba: Ahret.
Ulak: Haberci.
Ulanmak: Ulaşmak, kavuşmak, eklenmek.
Umar: Çare.
Umdurmak: Ummasını sağlamak.
Umman: Büyük deniz, engin deniz, okyanus.
Umman: Engin deniz, okyanus.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük T
T
Tağ: Kavun, karpuz gibi bitkilerin gövdeleri ve yerde kayılan kolları, dalları.
Taharetsiz: Temizlenmemiş, pis.
Tahayyüm: Acıma, rahmet kılma.
Tahayyür: Hayale getirme, hayalde canlandırma.
Tahça: Duvar rafı, duvara çakılmış kapaksız küçük dolap.
Tahir: Temiz.
Taht-ınan: Taht ile, tahtla.
Talak: Boşama.
Talan: Yağma.
Talanmak: Yağmalamak, yağma edilmek.
Talip: İstekli.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük S
S
Saba: Gün doğusunda esen hoş ve latif rüzgar.
Saba: Yazın kuzeydoğudan esen hafif rüzgar, tanyeli.
Sabbah: Sabah.
Sadağa: Sadaka.
Sadr: Her şeyin evveli ve başlangıcının en iyisi, kalp, göğüs, ön.
Safi: Katışıksız, temiz, süzülmüş.
Sağ: Sağlam, canlı, diri.
Sağalmadı: İyileşmedi.
Sağalmak: İyileşmek.
Sağalmıştır: İyileşmiştir, iyileşti.
Sağınnan: Sağndan, sağ yanından.
Sağolmaz: Sağalmaz, iyileşmez.
Sahat Çukuru: Çukur Sa'd-Saat Çukuru. Doğusu Erivan, güneyi Iğdır olan çukur bölge. Adını XIV. yüzyılda yaşamış olan Türkistan beyi Sa'ad'dan alır.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük R
R
Rah: Yol, tarz, usul.
Rah-ı Halık: Allah yolu.
Rahim Şah: Emrah ile Selbihan hikayesinin bir Erciş kolunda Selbihan'ın babası
Rahm eylemek: Acımak, esirgemek.
Rahm: Acıma, koruma, esirgeme.
Rah-nüma: Kılavuz.
Raz: Gizli sır, sır gibi saklı şey.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük P
P
Paca: Baca.
Pahıl: Kıskanç.
Pak: Temiz, saf, katıksız.
Para para: Parça parça.
Para: Pare, parça.
Paralamak : Parçalamak.
Pare pare: Parça parça, küme küme.
Parlı: Parlak, ışıldayan, göz kamaştırıcı.
Pars: Farsça.
Pay pay olmak: Bölünmek, bölüşülmek, paylaşılmak.
Pay: Parça, düşer.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük O-Ö
O
Od: Ateş.
Oğramak: Uğramak.
Oğru: Hırsız, uğursuz.
Oğrun: Gizli.
Ohullar: Okurlar.
Ohumak: Okumak.
Ohur: Okur.
Oladım: Olaydım, olsaydım.
Olam: Olayım.
Olannar: Olanlar.
Olar: Olur.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük N
N
Naciler: Kurtulmuşlar, esenlik ve saadete kavuşanlar.
Naçar: Çaresiz, umarsız.
Naçaram: Çaresizim, umarsızım.
Naçarımı: Çaresizliğimi.
Nadan: Cahil, bilmez, haddini bilmez, kaba, terbiyesiz.
Nail olmak: Erişmek. Kavuşmak, ulaşmak.
Nail: Erişme, ulaşma.
Nakkaş: Süsleme sanatkarı, usta.
Nale: İnilti.
Name: Mektup, kitap, mecmua.
Namert: Mert olmayan, alçak.
Nan: Ekmek, yiyecek.
Nar: Ateş, tamu. [Mec.] Meme.
Nara çalmak: Ateşe atmak.
Nara salmak: Ateşe atmak.
Narh: Fiyat.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük M
M
Mağrib: Mağrip, batı.
Mah: Ay.
Mahbup: Sevilen, sevgili.
Mahı: Balık.
Mahıtaban: Parlayıcı, parlak ay.
Mahi göz: Mahveden göz.
Mahi: Mahveden.
Mahim: Ay yüzlü sevgilim.
Mahpara: Mahpare, ay parçası, ay benzeri.
Mah-pare: Ay parçası gibi olan sevgili.
Mahraba: Büyük mendil, erkek mendili.
Mahrama: Mendil.
Mahzun: Üzgün, üzüntülü.
Mahzun: Üzüntülü, kederli, tasalı.
Mail olmak: Meyli olmak, ehli olmak.
Mail: Ehil, meyil.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük L
L
La: Olmaz, olumsuzluk eki.
Laçın-laçin: Benekli doğan, benekli boz-gök-doğan.
Lain ü gümrah: Lanetlenmiş ve yolunu şaşırmış.
Lain: Kovulmuş, nefret kazanmış, istenilmeyen.
Lal: Dilsiz, söz söylemeyen.
Lasi: Leş.
Lat: Arapların İslam öncesi putlarından biri.
Lat-ı mehatı: Putlar.
Lavaş: Yufka ekmek.
Leb: Dudak.
Leblerinnen: Dudaklarından.
Lengi har: Topal eşek.
Lengi: Topallık, aksaklık.
Lenterani: (sen) beni göremeyeceksin.
Leşker: Asker
Levh: Üstüne yazı yazılan düz taş veya tahta, levha.
Levh-i mahfuz: Bu ve bundan önceki ayette, şerefli, yüce Kur'an korunmuş levhte bulunduğu bildirilir.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük K
K
Kable en temüti: Ölmeden evvel ölünüz.(Hadis-i şerif),(Alevi-Bektaşi yolunda bir ön koşul).
Kad: Boy.
Kada: Kaza, kötülük, yıkım, ilenç.
Kadem Basmak: Ayak basmak, varmak.
Kadem: Ayak. Adım. Metrenin üçte biri kadar olan uzunluk. Oniki parmak uzunluğu, yarım arşın. Uğur.
Kadim: Ayak basan. Ulaşan, varan. Devamlı.
Kadir Mevla: Gücü sonsuz Tanrı.
Kaf ü nun: Kün. Tanrı'nın yaratma eylemini başlatan ''kon'' (ol) buyruğunu anlatan ''k'' (kaf) ve ''n'' (nun) harflerinin birlikte söylenişi.
Kaf: Söylence ve masallara göre yerküreyi çevreleyen zümrüt dağ. Kafdağı. Kafda koymak: Mutluluğa, esenliğe kavuşturmak.
Kafdan Kafa hükmetmek: Kafdağı'ndan Kafdağı'na; yer kürenin bir ucundan bir ucuna hükmetmek.
|
| |
|
|
| |
|
|
I - İ
I-İ
Ilgar: Verilmiş söz, ant.
Irağ: Irak, uzak.
Irak: Irak, uzak.
Irgalamak: Yerinden oynatmak, sallamak, sarsmak.
Irk-ı tahir: Irkı temiz.
Irma: Uzaklaştırma, kaybetme.
Issı: Sıcak.
İ
İbadet: Tanrı buyruklarını yerine getirme, Tanrı'ya yönelik saygı davranışı, tapmma, kült.
İblis: Şeytan.
İçerem: İçerim.
İçmeyem: İçmeyeyim.
İçün: İçin.
İflah etmez: Ondurmaz.
İflah eyler: Ondurur.
İflah: Onma, zor durumdan kurtulma, iyi duruma gelme.
İgit: Yiğit, erkişi.
İğenli: Güzel kokulu.
İğva: Hırsmı uyandırma, kışkırtma.
|
| |
|
|
| |
|
|
Sözlük H
H
Hab: Gizli, saklı.
Habar etmek: Haber göndermek, haber salmak, haber iletmek.
Habar: Haber.
Haber eylemek: Haber göndermek, haber vermek.
Hab-ı gaflet: Gaflet uykusu.
Hadi: Hidayete ermiş, mürşit.
Hak ı yeksan: Yerle bir olmak.
Hak kelamı: Tanrı sözü, Tanrı buyruğu.
Hak: Hakk, Tanrı.
Hak: Toprak.
Hak: Toprak.
Hakayık: Hakikatler .
|
| |
|
|
<< Geri [1] 2 İleri >> |
|